Ana içeriğe atla

Kayıtlar

GÖLGE OYUNU

Hüzün gözlerinden öpüyorum bu gece. Kirpiklerinde kırgın inci taneleri… Nefesin nefesime karışıyor. Yağmur ormanlarında geziniyorum. Yalancı bir tınısı var sesinin bu gece, beni sevdiğini söylüyor. Sussun istiyorum. Yanına uzanıyor ruhumdaki gölge. Benden beni kıskanan halime şaşırıyorum. Sonra, ayıplıyorum tanımadığım beni. Gölgem olduğuma inanıyorum.
Aldatılmışlığın dinmeyen acısı… Sebebinde kaybolduğum yaram… Hiç bir sabah unutturmuyor sana yoksunluğumu. Işıyan, ısıtan güneşim battı.
En son yayınlar

TEVAZU

Ahımdır… Ahenk içinde olacak ruhum ve bedenim. Alamet-i farikası olacak ömrüm, yerkürenin… Işıksız da var olan küçük bir gölge misali, kaynağımı kendimden alacağım. Hüsn-ü zan değil, çoğunun keder dediğine kader demem. Bu, sancılı bir kendimi doğurmak meselesidir . Hem, hangi can acı çekmeden öğrenir hakikati ve hangi can kamil olur sebat etmeden. Anladım ki,‘’Ol’’manın makbul yoludur tevazu.

SÖZCÜKLER

Öyle büyük laflara gerek yok. Bazen iki kelime yeter anlatmaya. O yüzden ben, şairlerden çok şiirlere sığınırım. Şiirlerin vaatlerine inanırım.
İki küçük sözcük; iki delikanlı, iki katil, iki aşık, ölümcül hastalık ya da umut gibi dikiliverir karşıma. Söyleyen ya da söyletenle işim olmaz. Ben o sözcüklerin peşine takılırım.

OĞLUMUN ADI DENİZ

Büyükçekmece sahildeyiz. Burası benim için özel. Hayatımın en önemli dönüm noktalarını yaşadığım yer. O gün açtı kollarını yana Deniz, tadını çıkardı bir güzel çocuk olmanın. Denizde Deniz… Mavi ve özgür…  Neşesini, kağıt gemilerde yüzdürmek zorunda değil henüz. Ruhunun kanatları kırık değil. Hayal kurmak; bildiği, tanıdığı, korkmadığı bir şey…  Tek korktuğu, kendi henüz bilmese de, büyümek… Denizde oğlum Deniz… Sarmaş dolaş, iki mavi can. Kırılgan biri ve küçük, duyarlı olmasının bedelini ödetmek için tetikte hayat. Diğer mavi can ana… Sarıp sarmalamakta bütün yaraları ve hassas bütün ruhları.
Oğlum Deniz ve deniz…  Kum, yosun ve tuz… Bir de iki mavi arasında özgürlük… Pek güzelsiniz.

BENDE KALDI GİDİŞİN

ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN ANNEM

Hepimizin kötü dönemleri olmuştur. İnsanız; elbette sıkıntılarımız, sorunlarımız, acılarımız, kayıplarımız, sarılamaz sandığımız yaralarımız olmuştur. İçimizde, derinlerde bir yerde kırılmıştır, parçalanmıştır umutlarımız. Yapayalnız hissetmişizdir. Yağmur bulutları gibi neme doymuştur gözlerimiz de dökecek yer bulamaz olmuştur hani. Benim en kötü dönemim annemin hastalığını öğrenmemle başladı. Tedavi süreci, vefatı, babamın geçirdiği ölümcül kaza….Hepsi ard arda oldu. Atlattın mı diye sorarsanız, çabalıyorum. Daha iyiyim. Tabi çocuklarımın varlığı, eşimin yardımı ve profesyonel destekle… Bugün bu konuya değinmemin nedeni malum, geçen pazar Anneler Günü idi. Ve ben anneme mektup yazmayı aksattım bir süredir. Hele böyle bir günde onunla dertleşmemiş olmaktan hem utandım hem eksiklik hissettim. (Burada, blogumda, anneme yazdığım mektuplar var. Belki okumuşsunuzdur.) İnsanın, annesini kaybetmesi nasıl bir şey, tarifi olmasa da, duygularımı yazmaya çalıştım bu mektuplarla. Bence bu ac…

KEDİLER

Işıl ışıl bir akşam… Aylardan mayıs… Yaz geldi nihayet.
Büyükçekmece Gölü’nün karanlığına inat göz kırpıyor ışıklar. Gece usul usul yaklaşıyor, ürkütmüyor evsizleri. Herkes huzurlu sanki bu akşam. Her şey olması gerektiği gibi.
Zeytin göğsüme yattı. Kedimiz… Mırıl mırıl, hırıl hırıl uyuyor. Alıştı artık bize. İlk gün koltukların  altından çıkaramamıştık oysa.
Daha 1,5 aylık Zeytin. Siyah, yer yer kahverengi tüyleri var. Kahverengiden çok turuncu sanki… Bildiğiniz şirin mi şirin bir yavru kedi.
Geçen hafta sonu iç-dış parazit aşısını yaptırdık. 3 gün sonra karma aşısı var. 7- 8 aylık iken kuduz aşısı olacakmış. Aşı karnesi bile var. Takvime göre aşılarını yaptırmamız gerekiyor. Karma ve kuduz aşıları 1 yaşından sonra her yıl periyodik olarak yapılmalıymış. Çocukken de kedi beslerdik ama hiç aşı yaptırdığımızı hatırlamıyorum. Ne mama derdi, ne kumu ne aşısı… Bizimle birlikte büyür giderdi. Ama kediler için de zaman değişti tabi.
Zeytin, bir iş arkadaşımın arabasının kaputunda fabrikay…

KADIN...

Dünyanın herhangi bir yerinde, Herhangi bir hikayede; Doğuran, büyüten, çoğaltan Ve incinen, yaralanan, öldürülen…
Kadın… Baş tacı iken ayak bağı, Ak sütü ile beslerken, Namus belası olan…
Kadın… Hor görülen, Susturulan, Yok sayılan…
Kadın… Tarlada ırgat, Yatakta avrat Eksik etek…
Koca vahşetinde bir sayı… Adı yok. Baba mirasında payı yok.
Ve kadın; Evlat kokusu, Anne ninnisi…

Dünyanın herhangi bir yerinde, Herhangi bir hikayede, Her bıraktığı izde, Ölümsüzleşen kadın.


EMLAK DANIŞMANI BİR FİRMA DOLANDIRIYOR. DİKKAT!

Aman ha; emlakçılara, ‘’biz emlakçı değiliz, emlak danışmanıyız’’ diyenlere dikkat edin. Dolandırılabilirsiniz! Biz yaşadık çünkü. Bir yandan, başımıza hiç yoktan açılan sorunla yasal yollardan uğraşmaya çalışırken bir yandan adalet sistemini istediği gibi kullanabilecek güçte olduğunu ispatlamaya çalışan firmanın mafyavari tavır ve tehditleriyle uğraşıyoruz. Bu arada; bir ülkede adalet sisteminin, ‘güç ölçüsünde yönlendirilebilir’ düşüncesinin telaffuz ediliyor olması çok tehlikeli ve utanç verici. Bizim başımıza geleni anlatayım. Nihayet evliliğimizin 10.yılında, çocuklarımız artık okullu olmuşken, daha fazla geç kalmadan, şartlarımızı da zorlamayı göze alarak, ince ince hesaplardan sonra ev almaya karar verebildik. Yaklaşık 3 ay önce, bir hafta sonu, internetten belirlediğimiz daireleri görmek üzere evden çıktık. Sahibinden daire bulmak konusunda kararlı olmamıza rağmen o gün bir emlak firmasının ilanındaki daireye de bakmak istedik. Akıl tutulması işte…L Ciddi, büyük ve profesy…

KISACA...