Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

AŞKTIR ADIN, NE ÇIKARSA BAHTIMA

Kapımda aşk kıyamet, Medet ummak ne gaflet… Tende gece gibi… Sözde ah ile vah… Ne çıkarsa bahtıma, razıyım. Eyvallah… Aşktır adın. Bütün mavilerden süzülür yakamozlar, sana akar. Ellerim kederlerden yıkanır. Ak pak bir beyaz köpük, dalga dalga dövülür. Haylaz bir çocuk olur içimdeki yabancı, bir seni tanır. Aşktır adın. Savaş meydanında kızıl kahırsın da sen. Kara kara bulutlarda aldatılmış yağmur… Kederse keder… Acıysa acı… Ama gitme be aşk, sana muhtacım. Sürü, bahtının ayazında üşüyen umudunu.  Yüreğinin tan yerine as. Savaşsa savaş, kıyımsa kıyım… Hangi cephede pusuya yatar ölüm, hangi kurşundadır sonun? Savaşsa savaş, ölümse ölüm…
Aşktır adın. Ne çıkarsa bahtıma, razıyım. Eyvallah…

SALINCAK,DAYIM VE BEN

Tanıyorum! O çocuk parkından, zinciri kopmuş salıncağın yalnızlığından geliyor bu ses. Dayım götürürdü beni o parka. Ne çok severdim. Adana’nın pek gözde bir semtinin çok rağbet gören çocuk parkı… Ben küçüğüm, dayım gencecik… Henüz Almanya sevdasına düşmemiş yüreği. O çocuk parkı, en çok da salıncakları ve dayım… Ne güzeldik, ne temizdik… Ne mutluyduk hepimiz! Portakal çiçeği kokusunda, bahar dolarken içimize, birlikte yürürdük parka. Dayımı severdim. Benim için özeldi. O zamanlar pek arkadaşım yoktu. Dayım vardı ama… Tarsus’ta yatılı okumuştu. İlkokul, ortaokul, lise… Bütün çocukluğu evinden uzakta geçmişti. Neler büyütmüştü içinde, neler soldurmuş, nelere küsmüş, kimlere kırılmış, öfkelenmiş? Sormak hiç aklıma gelmedi. Sonra aşık oldu. Karasevda gibi bir şey… Gözü başkasını görmedi. Varsa yoksa o kız…  Ama kız vefasız, ailesi karşıydı bu birlikteliğe. Çok üzüldü dayım, çok acı çekti. Ama asla, neşeli görünmekten vazgeçmedi. Yakışıklıydı. Temiz yüzlü, akça pakça, dedem gibi mavi…