Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BENDEN YAZAR OLUR MU? - BÖLÜM II

İlk kez bir devam yazısı yazıyorum. Nerede kalmıştık?
Evet, üniversite…  Kazanması bir dert, bitirmesi başka dert… Ama üniversiteli olmanın cazibesi pek bir etkileyici canım.
Lise bitti tabi. O zamanlar dershaneler dolup taşıyor, üniversiteye hazırlananlarla.  Çok yakın bir arkadaşımın abisinin ön ayak olmasıyla ben de arkadaşımla aynı dershaneye başladım. Ailecek destekleri oldu bana. Unutmam ve haklarını ödeyebilmem mümkün değil. Birkaç hafta sonra ödeme için sınıftan çağırılınca, kontenjandan girdiğimi düşündüğüm dershanenin tavanı üstüme çökmüş olmasa da ona benzer bir duygu yaşadım. Maddi durumumuz pek müsait olmadığı için kısa bir süre sonra bıraktım dershaneyi.  Çok sonra, devam ettiğim sürenin ücretini arkadaşımın ailesinin ödediğini öğrendim. Böyle dost kolay bulunur mu?
Dershanenin bana tek faydası, seçeceğim mesleğe karar vermemi sağlaması oldu sanırım. Kimya öğretmeninin ders anlatış tarzını öyle sevdim ki, kimya okumaya karar verdim. Bir öğretmenin; bir çocuğun, bir gen…

BENDEN YAZAR OLUR MU?

Benden yazar olur mu?  Böyle bir soru sorduğuma göre, bu konuda bir iddiam olmalı. Doğru… Vardı. Yazma yeteneğim, ortaokul 1.sınıfta, kompozisyon dersinde keşfedildi. Türkçe öğretmenim, verdiği ödevi sınıfta okutunca ve ‘’bunu sen mi yazdın?’’ diye şaşkınlığını gizleyemeyince ortada garip bir durum olduğunu anladım. İlk kez kompozisyon yazıyordum ve bu konuda arkadaşlarımdan daha yetenekli olduğum gibi bir farkındalığım yoktu. Yeteneğimin keşfi, Adana çapında kompozisyon yarışmalarından ard arda gelen 1.likler, Türkiye genelinde derece, benimle birlikte ödül törenlerine koşturan öğretmenlerim, televizyonda boy göstermek, Hürriyet Gazetesi’nde yazımın yayınlanması… Rüya gibi… Güzeldi. Okulda herkesin tanıdığı, popüler bir kızdım artık. Öğretmenlerimizden birinin kendi yazdığı şiirini okuyuşunu ve yorum bekler gibi gözlerime bakışını unutamam. ‘’Nasıl çıkıyor o sözler?’’ demişti. Hayranlıkla karışık şaşkınlık vardı yüzünde. Ortaokul, hayatımın dönüm noktalarından biri oldu. Elimden…

AH ÇOCUK… GÜCENME GİDİŞİME

Ahh çocuk! Bir yer var, gözlerinde izini sürdüğüm. Bir yer, sonunda ölüm olsa ulaşmak istediğim. Mutlak bir yenilgi mi o ışıkta titreşen? Dokunabilsem; acır mı rüyam, yalancı dünyam? Ne olur çocuk, kaçırma bakışlarını. Kararır yolum, düşerim. Dipsiz… Issız… Sessiz… Hiç yokmuşum gibi giderim. Hiç olmamış gibi gidenlerin yanına… Ben yalan mıyım çocuk, hissedemiyorum kendimi. Ahh dokunsan! Aç değilim, açık değilim, yanlış anlama. Ama muhtacım! Son şafak bu… Son bakış… Son rüya… Son kez ben… Ve yokum.
Ahh çocuk! Gücenme vazgeçişime…