Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TEVAZU

Ahımdır… Ahenk içinde olacak ruhum ve bedenim. Alamet-i farikası olacak ömrüm, yerkürenin… Işıksız da var olan küçük bir gölge misali, kaynağımı kendimden alacağım. Hüsn-ü zan değil, çoğunun keder dediğine kader demem. Bu, sancılı bir kendimi doğurmak meselesidir . Hem, hangi can acı çekmeden öğrenir hakikati ve hangi can kamil olur sebat etmeden. Anladım ki,‘’Ol’’manın makbul yoludur tevazu.

SÖZCÜKLER

Öyle büyük laflara gerek yok. Bazen iki kelime yeter anlatmaya. O yüzden ben, şairlerden çok şiirlere sığınırım. Şiirlerin vaatlerine inanırım.
İki küçük sözcük; iki delikanlı, iki katil, iki aşık, ölümcül hastalık ya da umut gibi dikiliverir karşıma. Söyleyen ya da söyletenle işim olmaz. Ben o sözcüklerin peşine takılırım.

OĞLUMUN ADI DENİZ

Büyükçekmece sahildeyiz. Burası benim için özel. Hayatımın en önemli dönüm noktalarını yaşadığım yer. O gün açtı kollarını yana Deniz, tadını çıkardı bir güzel çocuk olmanın. Denizde Deniz… Mavi ve özgür…  Neşesini, kağıt gemilerde yüzdürmek zorunda değil henüz. Ruhunun kanatları kırık değil. Hayal kurmak; bildiği, tanıdığı, korkmadığı bir şey…  Tek korktuğu, kendi henüz bilmese de, büyümek… Denizde oğlum Deniz… Sarmaş dolaş, iki mavi can. Kırılgan biri ve küçük, duyarlı olmasının bedelini ödetmek için tetikte hayat. Diğer mavi can ana… Sarıp sarmalamakta bütün yaraları ve hassas bütün ruhları.
Oğlum Deniz ve deniz…  Kum, yosun ve tuz… Bir de iki mavi arasında özgürlük… Pek güzelsiniz.